Fortune, girişimlerin %90’ının başarısız olduğunu söylüyor. Bu korkutucu oran, yeni bir girişimci için ise avantaj olabilir. “Survivorship Bias”a düşmeyerek başaralı girişimler değil, başarısız olanlar incelendiğinde ne yapılması gerektiğini bulmak daha kolay olacaktır. Peki bu ekosisteme dair ilk olarak neler bilinmeli?

Startup ekosistemine dair bilinmesi gerekebilecek temel şeyler hakkında kısa bir derleme.

I. Giriş

Startup dünyasına giriş yapmadan önce bilinmesi gereken ilk şey her on girişimden dokuzunun başarısız olduğudur.1 Ancak bu rahatsız edici istatistik girişimciyi korkutmamalı. Bu veri, aynı zamanda şunu da söylemektedir: herhangi bir risk almadan, sadece doğru analizler yaparak hatalardan ders çıkarılabilecek çok fazla girişim var.

Başka girişimlerin hatalarından öğrenmenin nasıl olması gerektiği de aslında denenmiş, kavramsallaştırılmış bir durum. Türkçe’ye “Sağ Kalma Ön Yargısı” olarak çevrilen “Survivorship Bias2” tam olarak bunu anlatıyor. Bu bilişsel ön yargıya göre hayatta kalanlara (başarılı hikayelere) çok fazla odaklanıp başarısız olanlar göz ardı edilerek neden-sonuç ilişkisinde hataya düşülüyor.

Bu konuda en meşhur örnek, ikinci dünya savaşı esnasındaki savaş uçaklarının analizinde karşımıza çıkıyor. Savaş uçaklarının, karşı tarafça düşürülmesinin önüne geçebilmek için nasıl güçlendirilmeleri gerektiğine ilişkin çalışma yapılırken öncelikle hayatta kalarak üsse dönen uçaklar inceleniyor. Dönen uçaklardaki hasarlı noktalar incelenerek en çok mermi isabet eden bölgeler zırh ile kaplanıyor. Ancak bu yöntem ile üsse dönen uçak sayısı artmıyor. Bunun üzerine Abraham Wald isimli bir istatistikçi, hasarlı olmayan bölgelerin güçlendirilmesi gerektiğini, çünkü düşürülen uçakların vurulduğu noktaların düşen uçaklardan farklı olduğunu, dönen uçakların hasarlı olmayan noktalarından vuruldukları için üsse dönemediklerini ortaya koyuyor. Gerçekten de bu bakış açısı işe yarıyor.

Survivorship bias hakkındaki örnekleri arttırmak mümkün. Girişim dünyasına bakacak olursak, güçlendirilecek noktalar için sayısız örnekler var. Buradan başlamak en doğrusu olacaktır.

Ortaya konulan fikir ile hangi alanda çözüm sunulacak olursa olsun, ilk olarak startup ekosisteminin kavramları ve dili bilinmelidir. O nedenle bu “StartUp Ekosistemine Giriş” yazısını temel kavramlar ve muhakkak bilinmesi gerekenlere ayırdım.

II. Startup Nedir?

Çözümün kesin olmadığı ve başarının garanti edilmediği durumda, bir problemi çözmeye çalışan şirketler için startup denilebilir. En azından, Warby Parker CEO’su Neil Blumenthal, “startup”ın tanımı böyle yapıyor1. Neden ayrı bir kavram yaratıyoruz da şirket ya da koşullarına göre işletme demekle yetinmiyoruz? Bu sorunun cevabı, bu ekosistemin kültüründe bulunuyor.

Temelde tüm ticari hayat, bir başkasının sorununu çözmek üzerine kurulu. Startuplar da öyle. Ancak Startuplar birkaç noktada ayrışıyor. Öncellikle startuplar, var olan bir problemi çözmeye ya da çözümü olan bir sorunu farklı bir yöntemle gidermeye çalışıyorlar. İkinci farklılık ise girişimin başarısız olma olasılığının yüksek olmasına rağmen hayata geçirilmeye çalışılması ve bu esnada finansal önceliklerin ikinci sıraya bırakılması.

Kısacası startup ekosistemi içerisinde ortaya konulan ürün ne olursa olsun, uygulanan iş modeli için “deneysel” diyebiliriz. Defalarca yepyeni üsluplar dener başarısız sonuçlar alabilirsiniz, ancak bir gün Orhan Veli olur ve şiirde devrim yaparsınız, işte bu da böyle.

Peki bu derece deneysel bir ortamda kurulması planlanan şirketin finansal tabloları ile kim ilgilenecek? Hukuki durumu kim analiz edecek? Şirket alacağı yatırım için mi yoksa yepyeni bir ortağı ve onu gelecekte bekleyen problemleri için mi imza atıyor?

III. Temel Kavramlar

Startup ekosistemine dahil olan/olmayı planlayan bir kimsenin bilmesi gereken temel kavramlar mevcut. Şirketin finansal ve hukuki boyutuyla bir başkası/başkaları ilgilenecek olsa da startup girişimciye ait ve sorumluluk onun üzerinde. O nedenle en azından temel kavramlar bilinmeli.

Bir girişimci, öncelikle fikrin kendisinin bir değeri olmadığı bilmeli. Fikir, herkesin herhangi bir anda aklına gelebilecek bir şey olabilir. Diğer taraftan herhangi bir kimsenin bir an düşündüğü sonra üzerinde bile durmadığı bir husus da olabilir. Sonuçta, gök kubbe altında söylenmemiş söz yoktur değil mi? Ancak kimse sizden dinlemedi. Bu nedenle bir fikri hayata geçirirken, kurulacak iş modelinin önemi bilinmeli. Tüm işleyişin iş planının etrafında, ortaya konulan iş stratejine göre şekilleneceği unutulmamalı. Bu nedenle iş planı ve iş stratejisi oldukça önemli.

İkinci olarak ise tüm süreçte, ekibin en önemli unsurlardan birisi olduğunu bilmek gerekir. Startup’ı hayata geçirirken, çeşit çeşit problemlerle karşılaşılacağı bir gerçek. Fikrin doğuşundan hayata geçirileceği ana kadar her aşamasında iletişim yetenekleri gelişmiş bir ekibe sahip olmak sorunların çözülmesinde etkili olacaktır.

Startupların aslında birer ara form olduğunu ve fikrin hayata geçirilmesi sürecine aracılık ettiğini unutmamak gerekir. İş hacmi arttığında ve/veya exit gerçekleştiğinde artık bambaşka bir yapı ortaya çıkacaktır. İşte bu derece kompleks işlerde çoğu zaman diğer tüm unsurların yanında, “şans faktör”ü de belirleyici olmaktadır.

Peki böyle bir atmosferde, teknik olarak bilinmesi gereken temel konular nelerdir?

Fikrini bir startup şirketi haline getirmek ve sonrasında ortağı olduğu Şirketi büyütmek isteyen kişi temel olarak,

  • Şirketler hukukunu,
  • Finans hukukunu,
  • Finansal tabloları,
  • Temel muhasebeyi,
  • Fikri mülkiyet hukukunun temelini,
  • Vergi hukukuna dair temel kavramları, teşvikleri ve kanuni temsilci kavramını,
  • Yatırım süreçlerini,
  • ve maalesef tasfiye sürecinin usulünü,

temel olarak bilmeli ya da bir başkası bahsettiğinde anlayabilmelidir. Elbette bu hususların tüm noktalarına hakim olmak mümkün olmayacaktır. Ancak konuların özü hakkında bilgi sahibi olmak tüm süreçlerin sağlıklı işlemesini sağlayacaktır. Fikrini startup şirketine, o noktadan da exit sürecine taşımak isteyen kişi, bu hususlarda konuşamıyor olsa da anlayabilecek seviyede olmalıdır.

Nasıl ki bir fikrin uygulanmaya ihtiyacı varsa, uygulanan fikrin de finansal ve hukuki açıdan korunmaya ihtiyacı vardır. Bu durumda fikrini, startup ekosistemine dahil etmek isteyen kimse, yönetim kurulu, genel kurul, due dilingence, hissedarlar anlaşması, hisse devri sözleşmesi, term sheet, dilution, ar-ge teşviki, emisyon primi, vesting, tag-along, drag-along, NDA, SAFE, kilit çalışan ve benzerleri hakkında temel fikre sahip olmalıdır.

Aksi halde yönetim kurulunun ne gibi görevleri olduğu bilmeksizin, kendinizi yönetim kurulu başkanı olarak bulabilirsiniz. Bunu nasıl bir şey olduğunu, zamanla 6183 sayılı Kanunu herkesten daha iyi bilir hale gelmiş ve bir dönem yönetim kurulu üyeliği yapmış kişilerden öğrenmek mümkün.

IV. Sonuç

Sonuç olarak bir fikri önce startup haline getirmek ve o noktadan da “exit”e ulaşmak isteyen kimse öncelikle ne yapmak istediğini, bunun hukuk düzenindeki karşılığını ve bu süreçteki yardımcı finansal araçlar ile finansa ilişkin kuralları temel olarak bilmelidir.

1“90% Of Startups Fail: Here’s What You Need To Know About The 10%” https://www.forbes.com/sites/neilpatel/2015/01/16/90-of-startups-will-fail-heres-what-you-need-to-know-about-the-10/?sh=6a4a9c8a6679

2“How ‘survivorship bias’ can cause you to make mistakes “ https://www.bbc.com/worklife/article/20200827-how-survivorship-bias-can-cause-you-to-make-mistakes

3“Robehmed, Natalie (16 December 2013)” https://www.forbes.com/sites/natalierobehmed/2013/12/16/what-is-a-startup/?sh=10856d314044