Vergi hukukunda, bir kamu borcunun tahakkuk etmesinin akabinde tahsil aşamasına geçilir. Tahsilata ilişkin idari işlem ve eylemlerde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun esas alınır. Diğer bir anlatımla vergilendirme aşamalarından biri olan tahsil aşamasında, 6183 sayılı Kanun uyarınca işlem yapılmalıdır.

Herhangi bir kamu borcu nedeniyle haciz işlemi uygulandığında da yine 6183 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınacaktır. Bu durumda, kamu borcunda haciz aşamasına nasıl geçilir ve haciz aşamasında ne zaman dava açılabilir?


Haciz İşleminin Hukuki Niteliği Nedir?

Kamu borcunun tahsilinde, borcun tahakkuk etmesinin akabinde yükümlü kimseye vergi idaresi aracılığıyla “ödeme emri” tebliğ edilir. Borç on beş gün içerisinde ödenmez ya da mal bildiriminde bulunulmaz ise idare, kamu borcunun cebren tahsili yoluna gider. borçlunun mal bildiriminde bulunmaması halinde, mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere tazyik hapsi uygulanabilir. Teminatlı alacaklarda ise ödenmeyen kamu borcu için ödeme emri çıkartılmaz, teminatın paraya çevrileceği hususundan bahsedilerek borcun 15 gün içerisinde ödenmesi gerektiği hususu borçluya bir yazı ile bildirilir.

6183 sayılı Kanun’un 62’nci maddesine göre borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince hacze konu edilecektir.

Ödeme emrinin tebliğ edilmesinden sonra borcunu ödemeyen kimseye haciz tatbik olunur. Mal bildiriminde belirtilen veya tahsil dairesi tarafından tespit edilen kendi veya üçüncü kişiler elindeki menkul veya gayrimenkul mallar, alacak ve haklar haczedilir.

Görüldüğü üzere haczin gerçekleştirilebilmesi için öncelikle borçluya ödeme emri tebliğ edilmesi gerekmektedir. Ancak bu noktada belirtmek gerekir ki, ödeme emrine karşı açılacak dava, haciz aşamasına geçilmesini durdurmaz.

Haciz, tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin, mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılır. Başka bir ifade ile haczin dayanağı haciz varakasının düzenlenmesidir. Haciz bir yükümlendirme işlemidir. Haciz uygulanarak vergi yükümlüsünün malları ve hakları üzerinde gerçekleştirilen tasarruf, bir idari işlemdir. Dava konusu edilebilir niteliği haizdir.


Hacze Karşı Dava Ne Zaman Açılır?

Haciz işlemine karşı açılacak davada, haciz varakasının hukuka aykırılığı ileri sürülebilir. Ayrıca haczin konusuna ve uygulama şekline itiraz edilebilir. Kural olarak haciz işlemi öncesindeki işlemlere ilişkin itirazlar, haciz aşamasında ileri sürülemeyecektir. Örneğin ödeme emrinin hukuka aykırılığının hacze karşı olan davada tartışılmaması kuraldır. Ancak haciz işleminin uygulanmasına ilişkin koşulların varlığını etkileyen hukuka aykırılıklar davada ileri sürülebilecektir.

6813 sayılı Kanun’da, hacze karşı açılacak davalara ilişkin bir düzenleme yoktur. Bu nedenle dava açma süresine ilişkin de bir düzenleme yapılmamıştır. Bu durumun doğal sonucu olarak vergi mahkemelerinde dava süresi olan 30 gün esas alınmaktadır.

Haczin başlama süresi ise haczin uygulanma şekline göre değişmektedir. Eğer haciz sırasında yükümlü hazır bulunmuş ise haczin gerçekleştiği andan, gıyabında haciz yapıldı ise tutanağın tebliğinden itibaren dava açma süresi başlayacaktır. Üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının veya gayrimenkullerin haczinde dava açma süresi ise öğrenilen tarihten itibaren başlayacaktır.


Hacze karşı dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle bu davalarda, koşulları oluştu ise yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması gerekmektedir.